Saturday, 2 May 2009

İngilizce Önekler Prefixes

İngilizce’de Önekler
English Prefixes
Önek Örnekler
a, an amoral (ahlakdışı), anarchy(anarşi)
ab, abs, a abnormal (anormal)
ad adhere (-e yapışmak.)
agere agent (acente), agency (ajans), agenda (gündem)
amphi, ambi amphitheater (amfiteatr),amphibian (iki yaşayışlı hayvan )
ante anteroom (bekleme odası)
anthro anthropology (antropoloji)
anti antipathy(antipati)
aqua aquarium(akvaryum)
archaios archetype (arketip)
archos monarchy (monarşi), oligarchy(oligarşi), anarchy(anarşi)
audio auditory (işitme ile ilgili, işitsel)
auto automatic(otomatik)
bi bisexual (biseksüel), biennial(iki yılda bir olan), binary(ikili)
bene benefit, benevolent, benefactor, beneficent
bible bibliography(bibliyografya), Bible(Eski ve Yeni Ahit)
bio biology(biyoloji), biography(biyografi)
caco cacophony
cide homicide(cinayet)
circum circumference(daire çevresi; çember), circumnavigate (denizden etrafını dolaşmak)
constitutus constitution(anayasa), statute (kanun)
corpus corpse(ceset)
cracy democracy(demokrasi), technocracy
credo credit(kredi)
co co-operate ( birlikte çalışmak, işbirliği yapmak )
de devalue ( değerini düşürme)
demos democracy (demokrasi)
di dimorphism, dicotyledon
dia diagonal (köşegen), dialectic (diyalektik), dialogue (diyalog), diagnosis (teşhis)
dis disperse (dağıtmak), disinherit (mirastan yoksun bırakmak)
dominus dominant, dominion(egemenlik)
dynasthai dynamic(dinamik), dynamo(dinamo), dynasty (hanedan), dynamite(dinamit)
ego ego(ego, ben), egocentric(beniçinci)
epi epidermis(epiderm), epidemic(salgınlaşmış), epigram(nükte), epitaph(mezar kitabesi), epithet(övücü veya hakaret edici söz, laf.)
ex exotic(egzotik), exterior(dış, harici, zahiri) , extraneous(konu dışı.), extemporaneous(doğaçlamayla söylenen veya yapılan)
federis federation (federasyon), confederate (Amerika Konfedere Devletleri vatandaşı)
frater fraternize(arkadaşlık etmek), fraternity(kardeşlik), fraternal(kardeşçe)
geo geology(jeoloji), geography(coğrafya), geomancy(geometrik)
graph graphic(grafikle ilgili), graphite(grafit)
hetero heterogeneous(heterojen), heterosexual(heteroseksüel)
homo homogeneous(homojen), homogenized(homojenize)
idem identity(kimlik)
ideo ideology(ideoloji), ideal(ideal)
idios idiom(deyim), idiosyncrasy(kişisel özellik)
in incarcerate(hapsetmek), incorporate(içermek, kapsamak), induction(göreve getirme), inductance, indigenous(yerli), indicator(gösterge, ibre), inspiration (ilham, esin)
in, im incredible(inanılmaz), ignoble(alçak, aşağılık, bayağ), inglorious(utandırıcı), inhospitable(konuk sevmez), infinite(sonsuz), infinitesimal(ölçülemeyecek kadar küçük), immoral (ahlaksız)
inter interact(birbirini etkilemek), interpret(yorumlamak)
legis (lex) legal(yasal), legislature(yasama kurulu)
lexis lexicon(sözlük), lexicography (sözlükçülük)
liber liberty, library(kütüphane), liberal (liberal)
locus locality(yer, mevki, mahal), local(yerel)
macro macroeconomics(makroiktisat)
mania maniac, Beatlemania
meter metronome(metronom), speedometer(hızölçer), odometer(kilometre sayacı)
micro microscope(mikroskop), micron(mikron), micrometer(mikrometre), microorganism(mikroorganizma)
mis mislead ( yanlış yönlendirmek )
mittere, mitto mission(özel görev), transmit(iletmek; götürmek), remit
mono monocle(monokl), monopoly(monopol), monogamy(monogami), monarchy (monarşi)
mortis mortician(cenaze levazımatçısı), mortuary(morg), moribund(ölmek üzere olan, can çekişen), morbid (ürkütücü ve marazi konulara aşırı ilgi duyan)
neo neo-impressionism ( yeni izlenimcilik)
nomen noble(soylu), ignominy(rezalet), nomenclature(adlandırma), nominal
non non-profit ( kar amaçlı olmayan )
olig oligarchy(oligarşi)
out outbid ( diğerlerinden fazla fiyat vermek, örneğin müzayedede)
pater paternal(babacan), paternity(babalık), patricide (baba katili.)
ped pedestrian(yaya), pedal, pedicure(pedikür)
peri periscope(periskop)
phage phagocyte (fagosit), phagocytosis (fagositoz)
philo philosophy(felsefe), philanthropy (hayırseverlik)
polein monopoly (monopol)
polis political(politik), metropolitan (Hristiyanlık metropolite ait)
poly polyphonic, hoi polloi
porto porter(kapıcı), export (ihraç etmek)
post post script (p.s.), ex post facto, post hoc, post-mortem
pre premier, preview, premium, prescient
pro project(tasarlamak), projectile(mermi, atılan cisim)
psyche psychology (psikoloji)
publicus public(halka ait, umumi), republic(cumhuriyet), pub (meyhane),
riparia riparian
scope microscope(mikroskop), oscilloscope (Osiloskop)
scribo transcribe(bir şeyin kopyasını yazma), scribe(karalamak, çiziktirmek) script (el yazısı.)
semi semi-darkness ( yarı karanlık )
solus solo(müzik solo), solitary(yalnız, kendi başına)
subter subterfuge(hile, manevra), subtle(nce, hafif, hemen göze çarpmayan.), subaltern(teğmen), subterranean(yeraltı)
sub submerge ( yarısına kadar suya vb daldırmak)
super superiority ( üstünlük )
sur surrealist ( gerçeküstücü)
syn, sym synchronize(senkronize ), symphony(senfoni), sympathy(anlayış), symmetric(simetrik)
tele telegraph(telgraf), telephone(telefon)
trans transport((bir yerden) (başka bir yere) götürmek, taşımak, nakletmek.) , transcend(-in sınırını aşmak/geçmek; -den büyük veya üstün olmak.)
utilis utility(işe yararlık), utilitarian (faydacı, yararcı)
ultra ultrasound ( insan kulağının duyabileceğinden öte ses dalgası; ultrason)
un unfortunate ( talihsiz , şanssız ) -undo ( eski haline getirmek )
under undersell ( yeterince satmamak )
vide, visibil, vis video, vision(görme; görüş), visible(görülebilir)

1 comment:

engin43 said...

tablolar güzel hazırlanmış

---[ () Bu Blogdaki Materyallerin ve yazıların hepsi ingilizce üzerine hazırlanmış Kitap, dergi, ebook ve çeşitli web sitelerdeki materyallerin ve yazıların derlenmesiyle hazırlanmıştır. () ]----

İngilizceniz Hangi Seviyede?

Followers

Did you find the information you're looking for / aradığınız bilgiyi bulabildiniz mi?