Monday, 30 August 2010

Telefon Etmek-Telephoning

Telefon Etmek - Telephoning.

Nereden Telefon Edebilirim.? - Where can I make a phone call.?

Telefonuzu kullanabilir miyim.? - Can I use ypur telephone.?

En yakın telefon kulübesi nerede? - Where's the nearest phobe box?

Bir telefon kart rica ediyorum. - I'd like a phonecard.

İki jeton istiyorum. - I want two telephone tokens.

... Ya telefon etmek istiyorum ? -I want to make a call to....

Ödemeli bir konuşma yapmak istiyorum. - I'd like to make a reserve charge call.

Alıntı: Fono - İNGİLİZCE Hemen Konuşma Kılavuzu

------------------

Arayanı başka telefona bağlama
One second, please
Bir saniye lütfen

Bir problem olduğunu anlatma
I am sorry but the boss is not available at his office.
Üzgünüm patron ofisinde değil.

Yardım önerisi
What else can I do for you?
Sizin için başka ne yapabilirim?
Would you like to hold?
Hatta kalabilirmisiniz?

Bilgiyi kontrol etme
Could you spell your name please?
Could you repeat the phone number?

İş yapmak amacıyla telefonda nasıl İngilizce konuşmalıyız

Birini telefona isteme
Good evening/morning/night/afternoon. Could I speak to Mr. Albert, please?
Günaydın,Albert beyle konuşabiliriyim,lütfen?

Telefonda birisine mesaj bırakma
Could you tell Mr.Albert I sent the cargo an hour ago?
Albert beye kargoyu bir saat önce gönderdiğimi söylermisiniz?

Telefon numarınızı bırakın
This is speaking ,Mr.Allisonton.My telephone number is 1537867.
Telefondaki Bay Allisonton.Telefon numaram 1537867.

 

Postanede-At the Post Office

Postanede - At the Post Office

En yakın postane nerede? - Where's the nearest post office?

.. ya mektup ne kadar? -How much is a letter to ..?

İngiltere - England
Fransa - France
Almanya- Germany

Beş tane .. liralık pul. - I want five ... lira stamps.

Bu .... yı göndermek istiyorum. - I want to send this...

Mektup - Letter
Koli - Parcel
Paket - Package

Bunu ... göndermek istiyorum - I want to send this by ...

Uçakla - Air mail
Ekspres - express
Taahhütlü - Registered mail

NE zaman varır? - When will it arrive?

İngiltere' ye bir mektup kaç günde gider.? - How long does a letter to England take.?

Sizde özel pullar bulunur mu.? - Do you have special issues, too?

Bu seriyi, lütfen- This set, please

Bana mektup var mı ? - Is there any mail for me.?

Benim adım .. - My name's ...

Hayır, sizin için bir şey var. - Yes, there's something for you.

Pasaportunuzu görebilir miyim? - May I see your passport, please.?

Alıntı: Fono - İNGİLİZCE Hemen Konuşma Kılavuzu

Telgraf Faks Telegram Fax

Telgraf / Faks - Telegram/Fax

Bir telgraf çekmek istiyorum - I'd like to senf a telegram.

Bir kelimesi ne kadar.? - How much is it per word.?

Telgraf bugün varır mı ? - Will the telegram reach today?

..ya bir faks çekebilir miyim.? - Can I send a fax to..?

Alıntı: Fono - İNGİLİZCE Hemen Konuşma Kılavuzu

Sunday, 29 August 2010

Yolculuk SIrasında - While travelling

Yolculuk SIrasında - While travelling

Afferdersiniz, bu yer boş mu ? - Excuse me, is this seat free?

Bana yardım edebilir misiniz, litfen? - Can you help me, please?

Pencereyi kapayabilir miyim? - May I close the window?

Özür dilerim, burası sigara içilmeyen bölüm? - Excuse me, this is a non-smoker.

Burada birisi oturuyor mu? - Is anybody siting here?

Burası benim yerim. - This is my seat.

Şuna göz kulak olabilir misiniz? - Would you keep an eye on that?

Sigara içmem sizi rahatsız edermi? - Do you mind my smoking?

Biletler Lütfen - Tickets, please

Şimdi nerelerdeyiz ? - Where are we now?

Yer değiştirebilir miyiz? - Could we change places?

Bu tren ... da duruyor mu ? - Does this train stop in ...?

Daha ne kadar gideceğiz? - How much further have we to go?

Burada ne kadar duracağız? - How long are we stopping here?

... dakika buradayız - We're here for .. minutes.

Burası hangi istasyon? - What station is this?

Zamanında varacak mıyız? - What station is this?

Lütfen nerede ineceğimi söyleyin. - Please tell me where to get off.

Burada aktarma yapacaksınız. - You change here

Burada mı ineceğim ? - Do I get off here?

Burada ineceksiniz . - You get off here

Alıntı: Fono - İNGİLİZCE Hemen Konuşma Kılavuzu

Arabayla Yolculuk / Motoring

İngilizce'de Arabayla Yolculuk / Motoring

... Nerededir ? - Where is ...?

... ya giden yol bu mu? - is this the road to ...?

Özür dilerim .. ya nasıl gidebilrim ? - Excuse me , how do I get to ... please

Bana haritada gösterebilirmisiniz? - Can you show me on the maps?

Ne kadar uzaklıkta? -How far is it?

En yakın kasaba buradan ne kadar uzaklıkta ? - How far is it to the nearest town?

.. ya giden otoyola nasıl çıkabilirim? -How can I get to the ... highways?

Sağdan - To the right

Soldan - To the left

Dosdoğru devam edin - Go straight ahead

Sağa dnün - Turn right

Sola dönün - Turn Left

İşaretleri takip edin - Follow the signs

Su istikamette - in that direction

Uzakmı ? / is it far ?

Uzak değil - It isn't far

Yanlış yoldasınız / You' re on the wrong road.

Geri dönün / Drive back.

Önümüzdeki kasabaya kaç kilometre var ? - How many kilometers is it to the next town_

Alıntı: Fono - İNGİLİZCE Hemen Konuşma Kılavuzu

Wednesday, 25 August 2010

Tarih-English Date

İngilizce Tarih - English Date

Nasıl Söylenir

Bugünün tarihe ne ? - What's the date?

Mayısın onu. - it's the tenth of may

Geçen sene temmuz ayında - Last year in july

Tanışırken-Tanışmalar

Tanışırken - While Meeting

Nerelisin - Where are you from ?

BEn ... lıyım - I' m from / aym from Ankara /

Burada uzun zamandan beri mi bulunuyorsunuz? - Have you been here long?

Burada ... dan beri bulunuyorum. - I've been here since...

Buraya ilk gelişinizmi? - Is this your first time here ? / iz dis yo: fö:st taym hiı /

Burada Ne kadar kalacaksıznız ? - How long are you staying here ? / haw long a: yu steying hiı /

Yalnız mısınız ? - Are you on your own ? / a: yu on yo: oun /

Hayır , Ailemle birlikteyim - No , I ' m with my family / Nou aym wid may femili /

NErede kalıyorsunuz? - Where are you staying?

... otelinde kalıyorum. - I'm staying at the ... hotel.

Alıntı: Fono - İNGİLİZCE Hemen Konuşma Kılavuzu

----------------

İngilizce Tanışmalar

English Introductions

Adınız Ne ? - What's your name / wots yo: neym /
Benim Adım Gökhan' dır. - My name is Gökhan / may neymz Gökhan /

Soyadınız ne? - What's your name surname ? / wots yo: sö:neym /

Tanıştığımıza memnun oldum - Nice to meet you / nays tu mi:t yu /
Tanıştığımıza bende memnun oldum - Nice to meet you too / nays tu mi:t yu tu /

how do you do / haw du yu du / - Memnun oldum.

Birbirleri ile ilk kez tanışan kişilerin kullanığı " how do you do" cümlesine yine " how do you do" ile karşılık verilir.

Sizi ... ile tanıştırayım. - Let me introduce you to ...?

Bu benim arkadaşım ... - This is my friend

Bu ... dır. - This is ....

Bay - Mr.
Bayan(evli) - Mrs.
Bayan (evli olmayan) - Miss.
Benim kocam - My husband
Benim karım - My wife
Benim oğlum - My son
Benim kızım - My daughter
benim erkek kardeşim- My brother
Benim kız kardeşim - My sister

Soyadın ne ? -What's your surname?

Soyadım .. dır ? - My surname's ...

Hava Durumu

İngilizce Hava Durumu - The Weather

Bugün hava nasıl olacak ?- What's the weather going to be like today ?

Hava karlı olacak - The weather is going to be snowy.

Hava soğuk - it's cold

Kar yağacakmı ? - is it going to snow.

Alıntı: Fono - İNGİLİZCE Hemen Konuşma Kılavuzu

Monday, 23 August 2010

Sohbet-Socializing

Socializing / Sohbet

Adım .. dır - My name's ...

Ben Türküm - I' m Turkish / aym tö:kiş /

Bursa (Trabzon ...) luyum. - I'm from Bursa( Trabzon)

Kaç yaşındasın ? - How old are you ? / haw ould a: yu /
23 yaşındayım - I' m 23 years old .

Ben bir öğrenciyim - I' m a student / aym ı styu:dınt /

Ben bir öğretmenim - I'm a teacher.

Ankara' da İstanbul - I live in İstanbul / ay liv ı Ankara /

Evliyim- I'm married.
Bekarım - I'm single
Bir erkek kardeşim var. - I'e got one brother

Mülimanım - I'm Muslim

Boyum 1 metre , 60 santimetredir. - I'm one metre, sixty centimeters tall.

50 Kiloyum - I' m weigh 50 kilos / aym wey 50kilouz /

15 Mayıs 1960'da doğdum. - I was born on May the fiteenth nineteen sixty

Müziği çok severim- I like music very much

Alıntı: Fono - İNGİLİZCE Hemen Konuşma Kılavuzu

Sunday, 22 August 2010

Vedalaşma

İngilizce Vedalaşma

English Saying Goodbye

Allahısmarladık - Güle Güle - Good-Bye

Görüşürüz - See you
Yakında Görüşürüz - See you soon
Sonra Görüşürüz - See you later
Yarın Görüşürüz - See you Tomorrow

İyi tatiller - Have a nice holiday
İyi Yolculuklar - Have a nice journey

Bol şans - Good luck.

Özürler

İngilizce Özürler

English Apologies

Özür Dilerim - I'm sory
Çok özür dilerim - I'm very sory

Boş ver - Never mind
Fark etmez - it doesn' t matter.

Rica ederim - That's all right

Benin hatam - it was my fault

Alıntı: Fono - İNGİLİZCE Hemen Konuşma Kılavuzu

Tebrik-Dilekler

İngilizce Tebrik / Dilekler

İngilizce Tebrik Mesajları

English Congratulations / Best Wishes

Bol Şanslar- Good luck

Geçmiş olsun - Get well soon

Mutlu Yıllar - Happy new year
Doğum günün kutlu olsun - Happy birthday

Tekrikler - Congratulations / kıngreçuleyşınz /

İyi Günler - Have a nice day
İyi Yolculuklar - Have a nice journey

- I congratulate you on entering the univeristy
üniversiteye girmenden ötürü seni tebrik ederim.(altı çizili olanı istediğiniz gibi değiştirebilirsiniz.bu tebriğinizin sebebi)

- I heard about your success
başarını duydum

- I would like to congratulate you
seni tebrik etmek isterim

- We believe that you can succeed in this
bunu başarabileceğine inanıyoruz.

- We look forward to good news from you
senden güzel haberler bekliyoruz

- I got pleased to hear your success
başarını duyduğuma çok sevindim.

Fikir Belirtmek

İngilizce'de Fikir Belirtmek - Giving Opinions

Tabii - Of course / ov ko:s /
İyi Olur - That would be nice

Memnuniyetle - With pleasure / wid plej /
İyi - Good
Tamam / Pek iyi - All right / OK
Çok isterim - I'd love to
İstemiyorum - I don't want to
Hayır / Olmaz - No
Münkün Değil - impossible
Asla- Never
Anlaştık - Agrees
Belki - Perhaps
olabilir - Maybe

Alıntı: Fono - İNGİLİZCE Hemen Konuşma Kılavuzu

Sağlık Sorma

İngilizce' de Sağlık Sorma - Asking About Health

Nasılsınız ? - How are you ? / Haw a: yu: /
İyiyim Teşekkür ederim - Fine , Thank you / fayn tenk yu /

Ne var ne yok ? How's life? / Haws layf /
Fena değil - Not bad / not bed /
Eh işte (Şöyle böyle ) - So so / sou sou /

Karınız NAsıl ? - How's your wife (husband)?

Çoluk çocuk nasıl ? - How's your family ? / haws yo: femıli /
Hepsi iyidir. - They are all fine / dey a: o:l fayn /

Alıntı: Fono - İNGİLİZCE Hemen Konuşma Kılavuzu

Saturday, 21 August 2010

Teşekkür Etme

İngilizce Teşekkür Etme

Thanking

Teşekkür ederim /Thank you

Çok teşekkürler / Thanks a lot

Herşey için teşekkürler - Thanks for everthings

Birşey değil - Not at all / Mühüm değil - Don't mention it

Çok sağolun - Thank you ever so much.

Teşekkür etmek

Thanks. / Teşekkürler.

Cheers. / Sağlığınıza.

Thank you very much. / Çok teşekkür ederim.

I really appreciate it. / Size gerçekten minnettarım.

You've made my day. / Beni mutlu ettin.

How thoughtful. / Ne kadar düşüncelisin.

You shouldn't have. / Bunu yapmak zorunda değildin.

That's so kind of you. / Çok naziksiniz.

I am most grateful. / Size çok minnettarım.

We would like to express our gratitude. / Size teşekkürlerimizi sunmak isteriz.

Aile Ziyaretleri - Family Visits

Aile Ziyaretleri - Family Visits

Affedersiniz, Bayan Öztürk evdemi ? - Excuse me, Mrs Öztürk evdemi? / iksyu:z mi iz Misti Öztürk et houm /

Özür dilerim .. bey (hanım) burada mı oturuyor? - Excuse me, does Mr (Mrs) live here?

Hayır Taşındı - No, She's moved / Nou şi:z mu:vd /

Şimdi nerde otorduğunu biliryormusunuz ? - Do you know where she's living now./ Du yu nou wei şi:z living nau /

Bay (Bayan) .. ile konuşabilir miyim? - Can I speak to Mr. (Mrs.) ..., please

Ne zaman evde olur? - When will he (she) be home?

Bir not bırakabilir miyim? - Can I leave a message?

Ben daha sonra gelirim- I'll come back later

Lütfen içeri buyrun - Come in , Please / Kam in pli:z /
Lütfen oturun - Please sit down
.. size selam söyledi. - ... sent you his (her) regards

Sizi görmek ne hoş - How nice to see you / Haw nays tu si: yu /

Geldiginize sevindim. - I'm glad you could come

Paltonuzu alayım. - Let me take your coat.

Ne alırdınız? - What would you like?

Size ne ikram edebilirim? - What I offer you?

Çay alır mıydınız ? - Would you like some tea?

Kahve alır mıydınız? - Would You like some coffee?

Sigara içiyor musunuz? - Do you smoke?
Sigara içmiyorum. - I don't smoke
ŞErefe - Cheers
Akşam yemeğine kalmaz mıydınız? - Would you like to stay for dinner?

Özürdilerim ama gitmem gerek - I' m sory but I have to go / aym söri bat ay hev tu gou /

Yolculuğunuz iyi geçti mi? - Did you have a good journey?

Çok iyiydi - It was very good
Yarın boş musnuz? - Are you free tomorrow

Yarın hiçbir şey yapmıyorum. - I'm not doing anything tomorrow.

Belki birlikte bir akşam yemeği yiyebiliriz. - Perhaps we can have dinner together.

Ziyaretiniz için teşekkür ederim - Thank you for your visit / thenk yu fo: yo: vizit /

Alıntı: Fono - İNGİLİZCE Hemen Konuşma Kılavuzu

Rica / İstek Cümleleri

İngilizce Rica / İstek Cümleleri

English Request

Nasıl Söylenir

Evet , Lütfen - Yes, Please
Hayır , Teşekkür ederim - No, Thank you

Müsade eder misiniz; - Excuse me

Çok naziksiniz - That's very kind of you

Ne arzu edersiniz ? - What would you like?
Ne istiyorsunuz ? - What do you want?

Wednesday, 18 August 2010

Mülkiyet Sıfatları - İyelik Sıfatları

5. İngilizce Mülkiyet Sıfatları - İyelik Sıfatları

POSSESSIVE ADJECTIVES

İngilizce’de iyelik sıfatları; bir şeyin kime ait olduğunu gösteren sıfatlardır.

Benim, Senin, Onun, Bizim, sizin, Onların

His - Erkekler için, Onun
Her - Kadınlar için, Onun
Its - Cansız ve hayvanlar için, Onun
Our - Bizim
Your - Seni, sizin
Their - Onların
My - Benim

İyelik sıfatları bir isimle birlikte kullanılırlar ve isimden önce gelerek ismi nitelerler.

En bilindik yapılardan biri ile örnek verelim ve Handan kişisi karşısındakine ismini sorsun..

Handan : What is your name ?
Tuncay : My name is Tuncay.

İngilizce'de Sıfat Türleri Konu Anlatımları

1. İngilizce Tanımlayıcı Sıfatlar -Descriptive Adjective
2. İngilizce İşaret Sıfatlar - Demonstrative Adjectives
3. İngilizce Ülüleştirme Sıfatları
4. İngilizce Nicelik Sıfatları
5. İngilizce Mülkiyet Sıfatları - İyelik Sıfatları

Nicelik Sıfatları

4. İngilizce Nicelik Sıfatları

Some ( Birkaç Bazı), all (hepsi), much ( çok) many (birçok), Any (hiç)

All - Bütün Hepsi Anlamındadır, bir grubun veya şeyin tamamını belirtir.

All animals are usefull - ( bütün hayvanlar yararlıdır)

Much - çok miktarda anlamındadır, sıfat olarak sayılamayan simlerin önünde kullanılır.

Much Water ( Çok Su) - Much Salt ( Çok Tuz)

Many - Çok Sayıda anlamındadır, sayılabilen çoğul isimlerin önünde kullanılır.

Many Books ( Çok Kitap ) - Many Chairs - ( Çok sandelye)

Some - Biraz, Birkaç anlamındadır, Genel Olarak olumlu cümlerde kullanılır, Sayılabilen ve sayılamayan isimlerin önünde yer alabilir. olumsuz ve soru cümlerinde -Any (hiç anlamındadır)- Kullanılır.

You bought some butter - ( Biraz tereyağı aldın)
You Didn't buy any butter. ( Hiç Tereyağı almadın)

"Not any" yerine "No"

She Hasn't any sister - ( Hiç Kız kardeşi yok)
She has no sister - ( Hiç Kız kardeşi yok)

Someone's, somebody's, anyone's, anybody's, no one's, nobody's

Some, Any ve No ile One, Body isimlerinin birleşmesiyle oluşan birleşik sözcükler mülkiyet halinde birer sıfat olarak kullanılabilir.

it isn't anybody's cat- ( O kimsenin kedisi değil)
Someone's car was stolen - ( birinin arbası çalındı)
I am no one's servant. - ( Ben kimsenin uşağı değilim)
You gave me somebody's car. - ( bana birinin arabasını verdi)

Else's - Someone, somebody, anyone, anybody, no one, nobody sözcükleri else's ile birleşerek mülkiyet sıfatını oluştururlar.

Someone else's car - Başka birinin arabası
this is somebody else's car. - Bu Başka birinin arabası

İngilizce'de Sıfat Türleri Konu Anlatımları

1. İngilizce Tanımlayıcı Sıfatlar -Descriptive Adjective
2. İngilizce İşaret Sıfatlar - Demonstrative Adjectives
3. İngilizce Ülüleştirme Sıfatları
4. İngilizce Nicelik Sıfatları
5. İngilizce Mülkiyet Sıfatları - İyelik Sıfatları

Ülüleştirme Sıfatları

3. İngilizce Ülüleştirme Sıfatları

Both ( Her iki), Each ( Her bir), Every ( Her), Either ( Her bir), Neither (hiçbir)

Both - Her iki anlamındadır

Both houses are new - (Her iki ev yenidir.)

Either - İki şeyin veya kişin herhangi biri

You can take iether pencil - iki kaleden herhangi birini alabilirsin.

Neither- İki şeyin veya kişin Hiçbiri

Neither Man came - (iki adamdan hiçbiri gelmedi)

Each ve every - Bir topluluk veya grup içindeki tek bir şeyi işaret eder ve tekil anlam taşırlar. aralarında anlam farkı ise, Each; anlatılmak istenen topluluk değil her bir bireyin durumudur, Every; ile anlatılmak istenen bütün grubun o birey gibi olduğudur.

Each girl wore a blue blouse. ( Her bir kız mavi bir bluz giydi)

Every girl wore a blue blouse. ( Her bir kız mavi bir bluz giydi)

Another - Diğer bir, başka bir anlamındadır, tekil bir anlam taşır

Give me another pen - ( bana başka bir kalem ver.)

Other - Diğer anlamındadır, Çoğul isimlerde kullanılır

Other houses are expensive - ( diğer evler pahalıdır.)

İngilizce'de Sıfat Türleri Konu Anlatımları

1. İngilizce Tanımlayıcı Sıfatlar -Descriptive Adjective
2. İngilizce İşaret Sıfatlar - Demonstrative Adjectives
3. İngilizce Ülüleştirme Sıfatları
4. İngilizce Nicelik Sıfatları
5. İngilizce Mülkiyet Sıfatları - İyelik Sıfatları

İşaret Sıfatlar

2. İngilizce İşaret Sıfatlar - Demonstrative Adjectives

This (Bu), These (Bunlar), That (Şu), Those (Şunlar)

This Bird - Bu kuş
Those Birds- Şu Kuşlar

İngilizce'de Sıfat Türleri Konu Anlatımları

1. İngilizce Tanımlayıcı Sıfatlar -Descriptive Adjective
2. İngilizce İşaret Sıfatlar - Demonstrative Adjectives
3. İngilizce Ülüleştirme Sıfatları
4. İngilizce Nicelik Sıfatları
5. İngilizce Mülkiyet Sıfatları - İyelik Sıfatları

Tanımlayıcı Sıfatlar

1. İngilizce Tanımlayıcı Sıfatlar -

Descriptive Adjective + Noun

ismi nitelerler: Sıfat + isim

Old Woman - Yaşlı Kadın
Big Bag - Büyük Çanta

İngilizce'de Sıfat Türleri Konu Anlatımları

1. İngilizce Tanımlayıcı Sıfatlar -Descriptive Adjective
2. İngilizce İşaret Sıfatlar - Demonstrative Adjectives
3. İngilizce Ülüleştirme Sıfatları
4. İngilizce Nicelik Sıfatları
5. İngilizce Mülkiyet Sıfatları - İyelik Sıfatları

Saturday, 14 August 2010

Elektronik Terimler Sözlüğü

İngilizce Türkçe Elektronik Terimler Sözlüğü
a b c d e f g h i j k l m n o p q r s t u v w x y z

absolute: Mutlak

AC: Alternating current, alternatif akım

accentuator: Ses frekanslarını şiddetlendiren ilk devre

acceptor circuit: AJıcı devre access time: yaklaşım zamanı

achromatic antenna: düz yayılımlı anten

acoustics: akustik, sesin meydana gelmesi, iletilmesi ve etkilerini inceleyen bilim dalı

active device: aktif düzen, akım veya gerilim yükselten lamba, transistor gibi eleman

active logic: dalga şekillendirme ve güç kazancı gibi fonksiyonları sağlayan lojik devre

adaptation kit: adaptör takımı

addend: toplanan ikinci bir sayıya eklenen sayı için kullanılan deyim.

adder: toplayıcı

adding circuit: toplama işlemini yapan devre

adress: Bilgisayarda, hafızadaki yeri tanımlayan sayı şeklindeki bilgi

admittance: admitans, empedansın tersi

aircraft antenna: elektromagnetik dalgaları yaymak ve araştırmada kullanılan uçak anteni

alford anttenna: F -M yayınlarında kullanılan bir anten çeşidi

algorithm: algoritma, uygulanması gereken aşamalar

alphanumeric: alfanümerik harf ve sayılardan oluşan karakter dizisi

alternative route: alternatif yol

alternator: Alternator AC üreten makina

A-M: Amplitude modulation. Genlik modülasyonu

ampacity: Kablolarda kullanılan amper olarak akım taşıma kapasitesi

ampex: Video işaretlerinin manyetik kayı sistemi

amplification: yükselime

amplification factor: yükseltme katsayısı

amplifier: yüksekteç

amplitude: genlik

amplitude discriminator: genlik seçici

amplitude distortion: genlik bozulması

amplitude filter: genlik filtresi, süzgeci

amplitude noise: radarlarda hedeften geri dönen işaretin genliğindeki titreşimlerin radar doğruluğundaki etkisi

amplitude peak: genlik tepe noktası

analog signal: analog işaret

analog to digital converter: analog işaretleri dijital işaretlere dönüştüren devre

analogue: genliği devamlı değişen sinyal analog

and gate: iki veya daha Çok girişi, tek bir çıkışı olan binary devre girişlerden birinin 0 olması halinde çıkış 0, tüm girişlerin 1 olması halinde çıkış 1 dir.

angle modulation: açı modülasyonu

angular frequency: açısal frekans

anharmonic: harmonik olmayan

anode: anot, bir lambada elektronları toplayan elektrod

anode conductance: anot geçirgenliği

anode current: anot akımı

anode dissipation: anoda ısı şeklinde harcanan güç

anode drop: anod gerilim düşümü

anode effect: anod etkisi

anode glow: anod paklaklıgı

antenna: anten, elektromagnetik dalgıları boşluğa yayan ve boşluktan elektromagnetik dalgaları toplayan iletken

antenna amplifier: anten kuvvetlendiricisi

antenna coil: anten bobini

antenna load: anten yükü

anti aircraft: uçaksavar

area: alan. bölge

artifical antenna: yapma anten, suni anten

assembler: kurucu

assembly: makina dilinde program

associated emission: ortak emisyon

astable: kararsız

asynchronous: nonsynchronous, sekron olmayan, eş zamansız

atomic bond: atom bağı

atomic clock: atom saati

atomic number: atom numarası

atomotron: yiiksek gerilim jeneratörü

attenuation:zayıflama

attenuator: zayıflatıcı

audio frequency: ses frekansı

auto transformer: oto transformatör

autocode: otokod, olomatik kodlama

automatic exchange: otomatik santral

automatic noise limiter: otomatik gürültü sınırlayıcı

automatic signalling: otomatik işaretleme

automatic trucking: olomatik izleme

automation: otomasyon

azusol: güdümlü mermileri radyo ile izleme sistemi

 

 


band-balanced-back-blanking-bit-basic-beam-base

a b c d e f g h i j k l m n o p q r s t u v w x y z

English Electronics Terms

base: baz. taban, transistörde orta bölge

base band: işaret bandı

baseline: taban çizgisi

basic frequency: temel frekans

basic groupe: ana grup

bass boost: kalın sesleri yükseltme

bass frequency: bas frekans

battery: batarya

beacon: işaret istasyonu

beam: hüzme. demet

beam current: ışın akımı

bearing: durum açısı

beat: girişim, vuru

beatnote: iki ayrı farklı frekanstaki sinyalin, lineer çalışına yapmayan bir devreye uygulanması halinde oluşan farklı frekanstaki sinyal

bel: decibel' in onda biri

bench: üzerinde elektronik takım ve ölçü aletlerinin bulunduğu masa, tezgah

bell transformer: zil trafosu

bending: eğrilme

beta: geri besleme katsayısının simgesi

beta-rays: beta ışınlan

bias: bayas

bidirectional: çift yönlü

bifilar: çift sarımlı

bilateral: iki yönlü

binary: ikili, tabanı 2 olan sayı sistemi

binary scale: ikili skala

binode: doublediod, iki anodu ve tek katodu olan diyod lamba

bipolar: iki kutba sahip olan

bistable: iki kararlı

bit: hafıa kapasite birimi

bit error rate: bit hata oranı

black box: kaıa kutu

blade: anahtarda düz hareketli iletken

blanking: karartma

blanking level: siyah seviyesi

blinking: güz kırpma

blind spot: kör nokta

block: blok

block system: blok sistem

blocking oscillator: tıkamalı asilatör

bload count: kan sayımı

blow: aşırı akım nedeniyle açılan devre

blue glow: mavi parlaklık

bobbing: radarın ekranında hedeften geri dönen noktanın dalgalanması, titremesi

bombardment: bombardıman

bond:bağ

bond notation: band gösterimi

bonded wire; yalıtılmış tel

Boolean algebra: Boole cebri, lojik ifadelerin sadeleştirmede kullanılan cebir

booster: yardımcı

brain wave: beyin dalgası

break in: devreye girme

break point: kesme noktası

bridge: köprü

bridge receiver: köprü alıcı

bridging: köprüleme

brightness: parlaklık

broadband: geniş bandlı

broadcast: yayın

broadcast band: yayın bandı

brush: fırça

buck: zil gerilim

buffer: tampon

build: işaret şiddetini arttırma

bulb: lamba

buncher: demetleyici

bunching: hüzme, demet yapma

burning: yanma

burst: patlama

buzz: vızıltı

bypass: köprüleme

byte: bir kelimeden kısa olan bit grubu

bable: anlaşılmayan

back: ters

back-to-back: ardarda bağlantı

back ground: alt faktörler, elkenler

back stop: durdurucu

baffle: hoparlör kutusu

balance: denge

balanced circuit: dengeli devre

balanced load: dengeli yük

balancing: dengeleme

balancing capasitance: dengeleme kondansatörü

band: iki belirli sınır arasındaki fukans alanı

band-pass: band geçiren

band pass tuning: band geçilmesi şeklinde yapılan ayar

band switching: band değiştirme

band width: band genişliği

bantam: çok küçük emisyon tübü

bar magnet: çubuk mıknatıs

current-critical-collector-coil-charge-cathode-capasitive-call-cable

a b c d e f g h i j k l m n o p q r s t u v w x y z

English Electronics Terms

cabinet: kabin

cable: kablo

cable couple: kablo kuplörü

cable drum: kablo makarası

cage antenna: kafes anten

calculator: hesap makinası

calibrate: kalibre etmek

calibration: kalbrasyon

calibration error: kalibrasyon hatası

call-in: geçiş kontrol

call: çağırma konuşma

call sign: çağırma işareti

camera channel: kamera kanalı

camera signal: kamera işareti

camouflage: gizleme

canal: kanal

capacitance: kapasite

capasitive load: kapasitif yük

capacitor: kondansatör

capasity: kapasite

captance: kapasitif reaktansın kısaltılmışı

card-to-tape: karttan banda bilgi iletimi

carrier: taşıyıcı. haberleşme bilgi sinyallerinin bindirdiği yüksek frekanslı sinyal

carrier wave: taşıyıcı dalga, sinyal

carry: elde, toplamada bir sonraki haneyetaşınan elde

cascade: kaskad. devrelerin ardarda bağlanması

catalog: katalog

catena: seri bağlı

cathode: katod, lambalarda elektron yayan elektrod

cathode fallower: katod izleyici. Bir lambalı devrede çıkışın katoddan alınması

cathode ray: katod ışını

cathode-ray-tube: katod ışınlı lamba (CRT)

cathode rezistor: katod direnci

cell: hücre, pil

charge: yük. dolma

charged: yüklü, dolu

charger: şarj edici

check: kontrol

chemical: kimyasal

circle: daire

circuit: devre

circular: çember

circulator: sirkülatör

clamper; kenetleyici

clear: silme

clipper: kırpıcı

clipping circuit: kırpıcı devre

clock pulse: saat darbesi, palsi

clocked flip flop: tetiklemeli flipflop

closed circuit: kapalı devre

clutter: karışma

coast station: koaksıyel kablo

code: kod

code converter: kod çevirici

coder: kodlayıcı

coding: kodlama

coil: bobin

coil tube: tüp şeklinde sarılmış bobin

coincidence circuit: VE kapısı

cold cathode tube: soğuk katodlu lamba

collector: toplayıcı, kollektör

collector current: kolleklör akımı

colour cell: renk hücresi

colour code: renk kodu

comb filter: tarak filtresi

command: komut

common: ortak

ortak base amplifier: beyzi ortak yükselteç

communication: haberleşme

commutator: komütatör

comparator: karşılaştırıcı

compensation: düzeltme

compensator: düzelleç

complementary: eşlenik

complex: karmaşık

complex nuınber: komplex sayı

composite: birleşik

compression: sıkıştırma

condenser: kondansatör

conductance: iletkenlik

conduction: iletim

conical antenna: konik anten

connector: konecktor, bağlantı elemanı

constant: sabite

contact noise: kontak gürültüsü

continuous wave: devamlı dalğa

control: kontrol

conversion: çevirme

converter: çevirici

cooling: soğutma

copper loos: bakır kaybı

core: çekirdek

correcting: düzeltme

coulomb: kulon, elektrik yük birimi

count: sayma

counter: sayıcı

counter circuit: sayıcı devresi

coupling: bağlama

critical angle: kritik açı

critical frequency: kritik frekans

crossover: geçiş

crystal: kristal

cue: işaret

current: akım

current gain: akım kazancı

cut: kesme

cutter: kesici

cycle: periyod, saykıl

driver-double-direct-digital-difference-delaydecod-dark

a b c d e f g h i j k l m n o p q r s t u v w x y z

English Electronics Terms

damping: : sönüm

dark currcent: karanlık akımı

dark spot: karanlık nokta

data: bilgi

data collection: bilgi toplama

data communications: bilgi haberleşmesi

data hold: data tutucu

de-emphasis: dengeleme

dead time: ölü zaman

debug: arıza giderme

decade: dekad. onluk

decay: sönüm

decimal: ondalık

decod: kod çözme

decoder: kod çözücü

decoupling: dekuplaj kuplajın yapılmaması

decrement: azalma oranı

degenerate: bozuk

degeneration: negatif geri besleme

delay: gecikme

delay circuit: geciktirme devresi

delta connection: üçgen bağlama

demodulation: nıodülasyon işleminin tersi

difference amplifier: fark kuvvetlendirici

difference frequency: fark frekansı

differential: fark devresi

digit: dijit. sayı

digit check: kontrol dijiti

digital: dijital, sayısal

digital signals: sayısal işaretler

diode: diyod, iki eleklrodlu yarı iletken eleman

diode Clipper: diyodlu kırpıcı

direct coupling: direkt bağlantı

direct current: DC, doğru akımıı

directional receiver: yönlü alıcı

director: yönlendirici

discharge: boşalma

discriminator: frekans modülasyonunu genlik modülasyonuna çeviren devre

dispotcher: göndermeç. verici

display: ekran

dissipation: kaybolan güç

distance: uzaklık

distortion: şekil bozukluğu

distribütör: dağıtıcı

ditch: delik, oluk

dlvider: bölücü

dominant: baskın

doping: katkı madde ilavesi

dot: nokta

double: çift

double diodc: binod, iki anodu ve tek katodu olan

diyod driver: sürücü

driver stage: sürücü katı, kısmı

driving signals: sürücü işaretler

dump: depo

external-error-electron-electric-earth-echo-effective

a b c d e f g h i j k l m n o p q r s t u v w x y z

English Electronics Terms

earphone: kulaklık

earth: toprak

earth potential: toprak potansiyeli

earthed: topraklı, şaseli

earthy: şaselenmiş, topraklanmış

echo: yankı, radar vericisinin gönderdiği dalgaların hedeften çarpıp geri gelen işaret.

echo box: yankı kutusu

echo suppressor: yankı bastırıcı

edge: kenar

effective: etkin

effective value: enkin değer.

efficiency: verim

electric: elektirk

electric cell: pil

electric field: elektriksel alan

electric length: elektriki uzunluk

electric motor: elektrik motor

electrical : elektriki, elektriksel

electrical noise: elektriksel gürültü

elecrification: elektirklenme

electrode: elektrod

electrode potential: elektroddaki potansiyel

electrolyzer: elektrolitik pil.

electromagnetic : elektromagnetik

electromagnetic wave: elektromagnetik dalga

electron: elektron

electron beam: elektron hüzmesi

electron current: elektron akımı

electron multiplier: elektron çoğaltıcı

 

electronic circuit: elektronik devre

electrostatic screen: elektrostatik ekran

element: madde

emisyon: yayım, yayma

emitter. emetör madde emiter, elektron yayn, neşreden

emitter current: emiter akımı

encoder: kodlayıcı

energy band: enerji bandı

envelope: zarf

equalizer: dengeleyici

equation: denklem

erase: silmek

error: hala

error detection: hata arama

error signal: hata işareti

even: çift

excess: fazla, ilave

excess-3 code: 3 ilave kodu

exciter: uyarıcı

exciting current: uyarına akımı

external: dış

external feedback: dış geri besleme

extrinsic: dıştan gelen

full-forbidden-field-frequency-feedback-free

a b c d e f g h i j k l m n o p q r s t u v w x y z

English Electronics Terms

face: yüz

facsimile receiver: faksimil alıcısı

fall: düşme

false: yanlış

false signal: yanlış işaret

family: aile

fast: hızlı, çabul

fault: hata - arıza

feed: besleme

feed current: besleme akımı

feedback: geri besleme

feed-back amplifier: geri beslemeli yükselteç

feedback faktor: geri besleme katsayısı

feeder: besleyici

fiberoptics: ışıl klavuzu

field: alan

forward signal: ileri işaret

frame: çerceve

free: serbest

free field: boş alan - serbest alan

frequency band: frekans bandı

frequency deviation: frekans sapması

frequency doubler: frekans ikileyici

frequency response: frekans cevabı amplifikatörlerde frekans-kazanç ilişkisini gösteren eğri.

field coil: alan sargısı

filed strength: alan şiddeti

filter: filtre , süzgeç

first: birinci

fix: sabit

flexible: büklebilir

flipfiop: çift kararlı olan devre

flux: akı

fly back: geri dönüş zamanı

FM transmitter: Frekans modülasyonlu verici

focus: odak

folded dipol: katlanmış dipol

foot: ayak

forbidden: yasak

forbidden band: yasak band

force: kuvvet

fıesnel:10 üzeri 12 hz.. frekans birimi

fuel element: yakıt maddeci

full: tam

full adder: tam toplayıcı

function jeneratör: fonksiyon, işaret jeneratörü.

fundamental frequency: temel frekans

fuse: sigorta

guy-guided-guard-ground-gas-gain

a b c d e f g h i j k l m n o p q r s t u v w x y z

English Electronics Terms

gain: kazanç

gain control: kazanç ayarı

gang: ortak

ganging: beraber çalışma

gab: boşluk

gas cell: gaz pili

gas tube: gazlı lamba

gate: kapı

gate impedance: kapı empedansı

general: genel

generator: üreteç

giga: giga - bir birimin 10 üzeri 9 katına denir

glow tube: parlama tübü

gm: transkondüktansın iletkenliği sembolü

graphical symbols: grafik semboller

gray code: gray koduı

green gun: yeşil tabanca

grid: lambalardaki kontrol elemanı

ground: toprak , şase

gounded: topraklı

ground wire: toprak teli

ground collector: kollektörü şase - topraklı

group selector: grup seçici

growth: büyümü

guard: koruyucu - önleyici

guard wire: klavuz teli

guidance: güdüm - klavuz

guided: güdümlü

guided weapon: güdümlü silah

gun: elektron yayan tabanca

guy: germe teli

high-hot-horizantal-hold-head-harmonic

a b c d e f g h i j k l m n o p q r s t u v w x y z

English Electronics Terms

harmonic delector: harmonik dedektörü

harmonic interferenece: harmoııik girişim

hash: vınıltı

head: kafa

header: boşluk

headphones: kulaklık

heat loss: ısı kaybı

head sink: soğutucu

heater: ısıtıcı

heating time: ısınma süreci

heavy: ağırlık

hissing: hışıltı

hold: tutma

hold time: tutma zamanı

hole: delik - boşluk

hole current: boşluk akımı

homer: yol gösterici

homing: yerleşme

horizon: ufuk

horizantal blanking: yatay silme

horizantal sweep: yatay tarama

horsepower: beygir gücü

hot cathode: sıcak katod

hot cathode tube: sıcak katodlu lamba

hot spot: sıcak nokta

hum: vızıltı

height control: yükseklik kontrolu

helicone: dairesel polarizasyonlu anten

heptode: yedi elektrodlu olan lamba

hertz: Hz. saniyedeki titreşim sayısı

heterodyne: farklı frekanstaki iki sinyalin, nonlinear elemana uygulanıp, farklı frekanslar elde etme- işlemi

heterodyne receiver: heterodin alıcı

hexadecimal: onaltılı

high - fidelity: Hi-Fi. yüksek sadakat

high - frequency: yüksek frekans

high - level: yüksek seviye

high - pass filter: yüksek geçiren filtre

high - speed: yüksek hızlı

high vottage: yüksek vollaj

iron-internal-infinite-impulse-image-ideal

a b c d e f g h i j k l m n o p q r s t u v w x y z

English Electronics Terms

ideal: ideal

ideal gas: ideal gaz

identify: tanımlama

identity: özdeşlik

i-f amplifier: intermediate frequency, ara frekans yükselteci

illegal: kural dışı

image: hayal görüntü

image force: görüntü kuvveti

image frequency: hayal frekansı

image signal: hayal, sinyali

impedance: empedans

impulse: darbe

impulse generator: darbe üreteci

impulse sender: kontaktör

incident power: gelen güç

incoming: girin

increment: değişkendeki artma

incremental tuning: ince ayar

index: gösterge

indirect: dolaylı

inductive loading: endüktif yükleme

infinite : sonsuz sınırsız

infinite line: sonsuz hat

infinity: sonsuzluk

infrasonic: sesaltı

inker yazıcı

input: giriş

instability: kararsızlık

instruction: komutlar

insulated: yalıtılmış

insulation: yalıtma

insulator: izolatör, yalıtıcı

integer: Tam sayı

integrated circuit: tüm devre, entegre

integrator: integral alıcı devre

intensity: şiddet

interaction: karşılıklı etkilenme

intercom: iç haberleşme sistemi

intercut: iç montaj

interface: ara yüzey

interference: girişim

interference fading: girişim zayıflaması

intermediate cırcuit: ara devre

intermediate frequency: ara. frekans

intermittent: kesikli

internal: iç

internal resistance: iç direnç

interphone: dahili telefon

interpolator: sıralayıcı

interrupter: akım kesiti

interruption: kesinti

interval: ara

inverse voltage: ters gerilim

inverter: çevirici

iron core: demir nüve. göbek

iron loss: demir kaybı

isolation: izolasyon, yalıtım

iteratio: tekrarlama

junction-jack-juice-jump-J-K flip-flop

a b c d e f g h i j k l m n o p q r s t u v w x y z

English Electronics Terms

jack: bir çeşit fiş.

J-K flip-flop: J ve K adında girişleri olan tetiklemeli hafıza elemanı

joule: iş, enerji birimi

juice: elektrik akımı

jump: atlama

junction: bağlantı alanı

junction field effect transistor: bitişme alan etkili transistor

key-kilo

a b c d e f g h i j k l m n o p q r s t u v w x y z

English Electronics Terms

Karnaugh Map: Lojik ifadelerin sadeleştirilmesinde kullanılan diyagram., harita

keep-alive: canlı tutma

key: anahtar

keying: anahtarlama

keyer: akortlayıcı

kilocycle: saniyede bin saykıla denir

kiloohm: 1000 ohm'a eşit direnç

kilovar: 1000 Voltamper reaktife eşit

kilowatt: 1000 watt'a eşit güç birimi

klystron: yüksek frekans jeneratörü

knee: dönüm

knot: denizcilikle kullanılan hız birini,

light-line-low-load-laser-limiter

a b c d e f g h i j k l m n o p q r s t u v w x y z

English Electronics Terms

ladar: Laser detection and ranging laser ile menzil bulma ve dedeksiyon

ladder: merdiven

laddic: lojikte kullanılan magnetik devre.

lag: gecikme

lamination: yaprak

lamp holder: lamba duyu

landing beacon: iniş işareti

language converter:dil çevirici

large scale integration: geniş ölçekli tümleştirme

laser: Light amplification by stimulated emission of radiation - koherent ışık kaynağı.

launching: besleme

layout: montaj planı

leakage: sızıntı - kaçak

leg: bacak

length: uzunluk

level: seviye

library: arşiv

lifetime: ömür

light current: fotoelektrik lambala ışık akımı

light filter: ışık filtresi

light gun: ışık tabancası

light modulatör: ışık modülatörü

lightning: ışık - yıldırım

limited: sınırlanmış

limiter: sınırlayıcı - limitleyici

limiting: sınırlama

line: çizgi hal

line communication: telli haberleşme

Line finder: arayıcı - hat bulucu

line held: satır tutma

line reflection: hat yansıması

line frequency: satır frekansı

line printer: satır yazıcısı

line winding: hal sargısı

linear: doğrusal - hattı

link: başka devrelerle bağlantı kurmaya yarayan haberleşme devresi kanalı

logical design: mantıksal tasarım

long wave: uzun dalga

loop: halka çevre

loss: kayıp

low frequency: alçak frekans

low pass filter: alçak geçiren filtre

lower side band: alt kenar band

luminance: parlaklık

loud: yük

load curve: yük eğrisi

load resistance: yük direnci

loading: yükleme

local oscillator: heterodin alıcılarla frekansı elde etmek için kullanılan ozsilatör devresi

logic: mantık

magnetic-main-micro-multiple-modulation

a b c d e f g h i j k l m n o p q r s t u v w x y z

English Electronics Terms

machine code: makina kodu

magnet: mıknatıs

magnet coil: mıknatıs bobini

magnetic circuit: magnetik devre

magnetic compass: magnetik pusula

magnetron: basit diyod osılatör

magnitude: genlik

main exchange: ana santral

main routine: ana program

majority: çoğunluk

mapping: aktarma

mark: işaretleme

master oscillator: ana osilator

matching: maximum enerji transferini sağlamak İçin empedans uygunluğunu sağlamak

maximum working voltage: maksimum çalışma voltajı

mean power: ortalama güç

medium wave: orta dalga

megawatt: bir milyon walt

memory: hafıza

mercury: civa

microphone: mikrofon - ses işaretlerini, elektriksel işaretlere çeviren dönüştürücü

microprocessor: mikro işlemci

microwave: mikro dalğa

milivolt: voltun binde biri

mine detector: mayın dedektörü

minority: azınlık

mistake: hata

modification: değiştirme

modifier: değiştirici

modulated wave: modüle edilmiş dalga

modulation: modülasyon

monostable: tek kararlı

multiple: paralel bağlama

multiplex: çoğullama

multistable: çok kararlı

mutual: ortak

Friday, 13 August 2010

noise-nonlinear-natural-narrow-number

a b c d e f g h i j k l m n o p q r s t u v w x y z

English Electronics Terms

narrow band: dar band

natural frequency: doğal frekans

navigation: seyir

network: şebeke, devre

noise: gürültü

noise bandwidth: gürültü band genişliği

Noise factor: gürültü faktörü

nondirectional: yönlendirmesiz

nonlinear: doğrusal olmayan

normally open: normalde açık

nucleaus: çekirdek

number: sayı

Wednesday, 11 August 2010

optical-open-output-over

a b c d e f g h i j k l m n o p q r s t u v w x y z

English Electronics Terms

oscillator coil: osilaiör bobini

outer conductor: dış iletken

output: çıkış

output circuit: Çıkış devresi

Output power: Çıkış Gücü

overall gain: toplam kazanç

over coupled: aşırı kuplajlı

Over current: Aşırı akım

overhead line: havai hat

overload: aşırı yük

overpotential: aşırı potansiyel

overmodulatiorı: Modülasyon yüzdesinin % 100' den büyük olması aşırı modülasyon

overshoot: aaşma

overvoltage: aşırı gerilim

ohmic loss: omik kayıp

ohmic value: omik değer

oil switch: yağlı anahtar

omnidirectional: yöneltmesiz

on-delay: geçikmeli devre

opasity: iletkenliğin tersi. geçirmezlik

open circuit: açık devre

open loop: açık cevrim

open wire: çıplak tel

operating power: çalışma. gücü

operation: işlem çalışma

operation number: işlem numarası

optical reproducer: optik okuyucu

orbital: yörüngeye ait

oscillator: sinyal üreteci

objective function: amaç fonksiyonu

odd: lek

ortal number: tabanı 8 olan savı

offset angle: sapma açısı

Octode: anado katodu ve sekiz elektrodu olan lamba

ohm: direncin birimi

---[ () Bu Blogdaki Materyallerin ve yazıların hepsi ingilizce üzerine hazırlanmış Kitap, dergi, ebook ve çeşitli web sitelerdeki materyallerin ve yazıların derlenmesiyle hazırlanmıştır. () ]----

İngilizceniz Hangi Seviyede?

Followers

Did you find the information you're looking for / aradığınız bilgiyi bulabildiniz mi?